top of page

Zaman Baba Satürn


“Ağır ağır çıkacaksın bu merdivenlerden, Eteklerinde güneş rengi bir yığın yaprak, Ve bir zaman bakacaksın semaya ağlayarak…” Merdiven, Ahmet Haşim Satürn, çıplak gözle görebildiğimiz, Güneş’ten en uzak gezegendir. Gözün katıksız doğruyu görebildiği, böylelikle çıplak gerçeğin anlaşılabildiği, yaşam treninin son durağıdır. Her ne kadar olgunluk, yaşlılık ve ölüm ile ilişkilendirilmiş olsa da “ağır ağır yürüyen yaşlı bilge adam” ilk örneğiyle âlimlerin ve filozofların gezegeni olarak geçer. İnsanın aklına kendisini ziyaret eden Büyük İskender’in, sokaklarda yaşayan Diyojen’e, açık bir alanda yatmış güneşlenmekte olduğu sırada, kendisinden bir isteği olup olmadığını sorduğunda, “Evet, gölge etme yeter.” diyerek verdiği tarihi ayar sonrası, “Eğer İskender olmasaydım, Diyojen olurdum.” dedirtişi geliyor. “Yaşamak, her dakika doğmaktır. Doğum durunca ölüm gerçekleşir.” Psikanaliz ve Zen Budizm, Erich Fromm İnsanı öldüren yaşlılık değildir. İnsanı öldüren hiçbir şeye güvenmeme, katı kurallar, seçim yapamama, cimrilik, ufak işlerle uğraşmak, yetersizlik, dar kafalılık, güvenilmezlik, kendini baskılamak, kuşkuculuk, kötü niyetlilik ve suçluluk gibi şeylerdir. Bunların öldürdüğü insanlar, kuru bir yaprak misali, zaman denilen okyanusun fırtınalarında savrulur durur. Yoksa bedeni görevini yerine getirmiş birinin, bunun verdiği iç huzurla onu kendisinden ödünç aldığına geri vermesi ile ne yöne gideceğine bir türlü karar verememiş birinin sabrını taşırdığı okyanusun dalgalarına yenik düşüp karanlık suların derinliklerine gömülmesi aynı şey değildir. “Yüreğimizi neden dinlemeliyiz? diye sordu, mola verdikleri akşam. Çünkü yüreğin nerdeyse hazinen de oradadır.” Simyacı, Paulo Coelho Yüreğinizin nerede olduğunu bulduğunuzda, zor ve kıt koşullara katlanabilirsiniz. Bir çiftçi gibi toprağınızı işlersiniz. Tohumunuzu ekersiniz. Onu besler, korursunuz. Bazı etkiler sizin dışınızda gelişir. Eğer neden orada olduğunuzu biliyorsanız, sadece yapabileceğinizin en iyisini yapmaya devam edersiniz.

Vakit geldiğinde, hasat yaparsınız. En az elde ettiğiniz ürün kadar değerli olan, onu elde ettiğiniz yolculuk ve bu yolculukta önünüze çıkan içsel ve dışsal engeller karşısında göstermiş olduğunuz kararlılıktır. Tüm varlığınızla orada olduysanız, hâlâ yüreğinizin orada olduğundan eminseniz, bir sonraki sefer ne yapmanız, ne yapmamanız gerektiğini bilirsiniz. Önünüzde dikilen korkularınız değil, ruhunuzun keşfedeceğiniz yeni topraklarıdır. Sizi canlı kılabilecek olan, bu topraklarda yetiştirdiklerinizdir. “Yirmi yaş dolaylarında öyle bir an vardır ki yaşamının geri kalan kısmı boyunca ya herkes gibi olmayı ya da farklılıklarını erdeme dönüştürmeyi seçmen gerekir.” Mülksüzler, Ursula K. Le Guin Ayrılıklar ve vedalar geride iki şey bırakabilir: Acı veren bir terk edilmişlik duygusu veya durgunluk ve sakinlik getiren bir içsel dinginlik. Alaycı bir gülüşle bize doğru yaklaşan, yeterince iyi veya sevilen biri olamama korkusudur. Kendini bilen ve kendine saygı duyan kişi için ayrılık ve veda, vadesi dolmuş, görevini tamamlamış olana işaret eder. Bırakamadıkça ağırlaşırız. İçimizde var olan yeteneklerimizi ve gerçek benliğimizi, kaderimizi bir kenara iteriz. Erteleriz. Erteleniriz. Derken bir gün bir bakarız, sabrını taşırdığımız okyanusun dalgalarına yenik düşmüş, karanlık suların derinliklerine gömülüyoruz. “Birçok gidenin her biri memnun ki yerinden, Birçok seneler geçti, dönen yok seferinden.” Sessiz Gemi, Yahya Kemal Beyatlı Doğumlarınızın hep sürmesi dileklerimle,

Sosyolog ve Astrolojik Danışman Hüseyin Akdağ


Kaynakça Astroloji Dersleri- Barış İlhan, Barış İlhan Yayınevi Astrolojinin Anahtar Sözcükleri- Hajo Banzhaf& Anna Haebler, İlhan Yayınevi İçinizdeki Gökyüzü- Steven Forrest, Barış İlhan Yayınevi


Yorumlar


bottom of page